Bu dünyadan geçip giderken geride sadece şu kalır…

“… Sonuçta bu dünyadan geçip giderken geride sadece şu kalır: Toprağa bir ağaç mı diktin, yoksa oradan ağaç mı söktün? Hak mı yedin, hak mı dağıttın? Gönül mü kurdun, gönüller mi yıktın? Hayat bu kadar sade ve basittir…” Buket Uzuner Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları – Hava (sayfa 181) fotoğraf yaprakayse Okumaya devam et Bu dünyadan geçip giderken geride sadece şu kalır…

yaşadığımı itiraf ediyorum

… volkanların altında, karlı dağların önünde, büyük göllerin arasında, güzel kokulu, sessiz ve vahşi Şili ormanı… İnsan ayağı, ölü yaprakları eziyor, çürümüş bir dal kırılıyor dev ağaçlar eğribüğrü bedenlerini kımıldatıyor, balta girmemiş ormanların bir kuşu uçarak geliyor, kanatlarını çırpıyor, dalların gölgesine konuyor. Defne ağacının kokusu burnuma çarpıyor, tâ ruhuma yayılıyor… Selvi ağacı yolumu kesiyor…Burası dikine bir dünya: kuşlardan bir toplum, yapraklardan bir kitle… Ayağım bir taşa takılıyor, eğilip taşı kenara itiyorum. Koskoca, kırmızı tüylü bir örümceğin buz gibi bakışları ile karşılaşıyorum, bir yengeç kadar büyük…Böceğin biri zehirini fışkırtıp, çabucak gözden kayboluyor… Ayağa kalkıp yürüyorum, benim boyumu aşan eğreltiotlarının oluşturduğu bir … Okumaya devam et yaşadığımı itiraf ediyorum

Bir Orman Hikayesi

“… Ben bir gün bu dağ köyünde Duyulacak en güzel sesi duydum, Rüzgâr, yüzyıllık ağaçların kalbinden, Meşelerin, köknarların, pırnalların Gizli sazlarından haber verdi, Yitmiş ormanların acısını dinledim, derinden…” (Ceyhun Atuf Kansu; “Dağ Köyü”) -Orman bizim her şeyimizdir delikanlı, anamız, babamız, evimiz…- diye, yanımda oturan ihtiyar anlatmaya başladı. Alacakaranlık gittikçe artıyordu. Güneş, aşağılarda uzanan ovadan tamamen çekilmişti. Yalnız arkamızdaki büyük ormanda, ağaçların üstüne atılmış kırmızı bir çuha gibi rüzgarla hafif hafif kıpırdıyordu. Biraz sonra büsbütün kayboldu. Ve o anda her şey değişiverdi. Şimdiye kadar yaşayan, kımıldayan, ses çıkaran ova artık ölüydü ve beyaz, ince bir sisle örtülmeye başlamıştı. Buna karşılık orman … Okumaya devam et Bir Orman Hikayesi

Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin!

Bahçe mimarı Mevlüt Baysal anlatıyor: “Çankaya Köşkü’nde, bahçesini yapıyordum. Bir gün Atatürk, yaveri ve ben bahçede dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağacın Atatürk’ün geçeceği yolu kapadığını gördük. Ağacın bir yanı dik bir sırt, diğer yanı suyu çekilmiş bir havuzdu. Atatürk, havuz tarafındaki kısma yaslanarak karşı tarafa geçti. Derhal atıldım: – Emrederseniz derhal keselim Paşam. Bir an yüzüme baktı, sonra: – Yahu, dedi, sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin!” Niyazi Ahmet Banoğlu Okumaya devam et Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin!

Kim demiş Ağaçlar Okuma-Yazma Bilmez!

KİM DEMİŞ AĞAÇLAR OKUMA-YAZMA BİLMEZ DİYE Belki Bir Gün Nobel Ödülü Bile Alabilirler Bu yazı ağaçları bilmenize, tanımanıza yardımcı olarak, ciğerlerimizin yanmaması konusunda daha etkin çaba göstermenize, sorumluluk yüklenmenize katkıda bulunabilmek amacıyla kaleme alındı.. Yanan Ağaçlar mı, Ciğerlerimiz mi? Bu … Okumaya devam et Kim demiş Ağaçlar Okuma-Yazma Bilmez!

Yeryüzü seni seviyorum..

“ve acıdan dili tutulunca insanın, bir tanrı çektiğimi anlatayım diye bana dil vermiş.” (Goethe) Dün gece ayışığı okşarken öpmüştüm bir çiçeğin yapraklarını, Uyandım ki gözbebeklerimin içinde çiçeğe durmuş, gülümsüyor güneşe güneşe.. Anımsattı yanaklarımdan süzülen yaşlar; Gerçekler ne kadar gerçekse, yalanların da o kadar gerçek olduğunu bilmenin acısını ya da iki kuşun gönülçelen şarkılar söyleyişini dinlemenin mutluluğunu.. Bu dünyada bir damla gözyaşı varsa, umut var demektir.. Ömrümüzden geri kalan her günü, yeryüzünü yalnız kendisine ait sanan insanoğlunun, bağrında yaşattıklarıyla eşsiz olan Anadolumuz ve hepimiz için en kıymetli hediye olan gezegenimizde yarattığı yıkıma tanıklık ederek tamamlıyoruz. Ve de birbirine kıyışına.. Ah be … Okumaya devam et Yeryüzü seni seviyorum..