coğrafya, ruhları bütünleyendir..

fotoğraf yaprakayse (Yazılı Kanyon Tabiat Parkı) paylaşılmış toprak toprak / kapışılmış mâden mâden ve göl göl / ve yazılmış karar karar / tapu tapu heybetli defterlere / nesi var nesi yoksa uğrunda ölünenin * * Hasan Hüseyin Korkmazgil (Ağlasun Ay Şafağı) Bazen yollarını yanlış kişilerin adımlaması öldürür coğrafyaları… Reklamlar Okumaya devam et coğrafya, ruhları bütünleyendir..

SU, boşa akmaz, hayatın içine akar!

Bu çağda kentler büyüdükçe insanlar sıkışıyor. Birbirinin üstüne yapılmış evlerde barınıyorlar. Nerede olduklarını levhalardan anlıyorlar. Zamanı makinelerle kontrol ediyorlar. Hiçbir şeyi tam anlamıyla tüketemiyorlar. Bu yüzden kirleniyorlar. Beton ve demirin kuşatmasındalar. Farkında olmadan sürgünde yaşıyorlar. Her şey hızlı, kirli, paslı. … Okumaya devam et SU, boşa akmaz, hayatın içine akar!

orman da bizim içimizden geçiyorsa..

Bir tepenin üzerinde, oturduğumuz kayadan sarkıttığımız ayaklarımızın altındaki manzarayı seyrediyor; mevsimlerden en soğuğunda ıssız denizin beyaz köpüklerini çiğniyor, dalgalarını dinliyor, kendi yaktığımız ateşte ısınıyorsak; derin bir ormanda, biz ormanın içinden geçerken, orman da bizim içimizden geçiyorsa ve bunların hepsi son … Okumaya devam et orman da bizim içimizden geçiyorsa..

KANAGA

KANAGA diyor ki; Doğaya iyi davran! Herkes, sorumluluklarını yerine getirirse sorunlar aşılır. Dünyaya yardım etmek için önce kendini arındırmalısın! “Uzak geçmişin insanları, evrenin ve insanın kaynak kodunun aynı ve doğanın bütün elementlerinin bunun bir parçası olduğunu biliyorlardı. Bu kaynağa ister ruh, ister aşk diyelim. Ateşi, suyu, havayı, toprağı sonsuzca birleştiren odur. Dünya konuştu. Eski insanlar onu dinlediler. Bu kadim bilgi, gelenek oldu. Biz, bu bilgeliği kaybettik. Unutulmayacak olanı unuttuk…” Bu sözlerle başlıyor KANAGA. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Dünya’yı kurtarma çabasını konu alırken, kendisine ve yeryüzüne iyi davranmayan, sorumluluklarının bilincinde olmayan, olsa bile aldırmayan insana, kendine gelmesi gerekliliğini hatırlatan … Okumaya devam et KANAGA

#DünyaÇevreGünü #WorldEnvironmentDay

“Tabiata saygı, aklın vicdanıdır.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK Dünya insanlara değil, insanlar dünyaya aittir. Doğanın insana ihtiyacı yoktur. İnsanın doğaya ihtiyacı vardır. İnsanlık, hem birbirini, hem doğayı son hızla acımasızca sömürüyor. Dünyamızın sevgiye ihtiyacı var. Sevginin de emeğe. Bir yerden başlayın; … Okumaya devam et #DünyaÇevreGünü #WorldEnvironmentDay

Ormanların Gümbürtüsü

“Doğayı ben ağaçlar, çiçekler, böcekler olarak görmüyorum. Doğanın yok edilmesi ağacın, suların yok edilmesiyle ilgili değil. Bu insanoğlunun hüznünü ve kısa süreli mutluluklarla beraber ışığın, renklerin, müziğin, şiirin, hatta tragedyanın; bu doğrultuda masalların da yok edilmesi anlamını taşıyor.” / Gürol Sözen, “Mavi Uygarlık” (Söyleşi), 21 Mart 1996 Tarihli Cumhuriyet Kitap Dergisi, İstanbul (Ormanların Gümbürtüsü, Bölüm: Ciddi Bir Gülünç Oyun: Çevresel Etki Değerlendirmesi, Giriş, Sayfa 159) Kırk yılı aşkın bir süredir orman ‘mühendisliği’ yapmaya çalıştığını ifade eden Doç. Dr. Yücel Çağlar; Ormancılığımızın, kırk yılda göz göre göre nereden nereye geldiğine; en duyarlı yurttaşlarımızın bile “tek ağaca bakmaktan ormanı görememelerine”; ormancılık çalışmalarıyla … Okumaya devam et Ormanların Gümbürtüsü

Bir Orman Hikayesi

“… Ben bir gün bu dağ köyünde Duyulacak en güzel sesi duydum, Rüzgâr, yüzyıllık ağaçların kalbinden, Meşelerin, köknarların, pırnalların Gizli sazlarından haber verdi, Yitmiş ormanların acısını dinledim, derinden…” (Ceyhun Atuf Kansu; “Dağ Köyü”) -Orman bizim her şeyimizdir delikanlı, anamız, babamız, evimiz…- diye, yanımda oturan ihtiyar anlatmaya başladı. Alacakaranlık gittikçe artıyordu. Güneş, aşağılarda uzanan ovadan tamamen çekilmişti. Yalnız arkamızdaki büyük ormanda, ağaçların üstüne atılmış kırmızı bir çuha gibi rüzgarla hafif hafif kıpırdıyordu. Biraz sonra büsbütün kayboldu. Ve o anda her şey değişiverdi. Şimdiye kadar yaşayan, kımıldayan, ses çıkaran ova artık ölüydü ve beyaz, ince bir sisle örtülmeye başlamıştı. Buna karşılık orman … Okumaya devam et Bir Orman Hikayesi

Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin!

Bahçe mimarı Mevlüt Baysal anlatıyor: “Çankaya Köşkü’nde, bahçesini yapıyordum. Bir gün Atatürk, yaveri ve ben bahçede dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağacın Atatürk’ün geçeceği yolu kapadığını gördük. Ağacın bir yanı dik bir sırt, diğer yanı suyu çekilmiş bir havuzdu. Atatürk, havuz tarafındaki kısma yaslanarak karşı tarafa geçti. Derhal atıldım: – Emrederseniz derhal keselim Paşam. Bir an yüzüme baktı, sonra: – Yahu, dedi, sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin!” Niyazi Ahmet Banoğlu Okumaya devam et Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin!

SON KUŞLAR

Kış, Ada’nın her tarafında yerleşebilmek için rüzgârlarını poyraz, yıldız poyraz, maestro, dıramudana, gündoğusu, batı karayel, karayel halinde seferber ettiği zaman; öteki yakada yaz, daha pılısını pırtısını toplamamış, bir kenara, oldukça mahzun bir göçmen gibi oturmuştur. Gitmekle gitmemek arasında sallanır bir halde, elinde bir pasaport, çıkınında üç beş altın, bekleyen bu güzel yüzlü göçmen tazeyi benden başka bu Ada’da seven hemen hiç kimse yoktur, diyebilirim. –Övünmek için değil- Herkesin yeni başlayacak olan altı-yedi aylık soğuk hayata kendini şimdiden alıştırmak ve hazırlamak için bir şeyler yapmaya çalıştığı öyle günlerde ben, tembelliğim, hep kaçanı kovalama huyumla yazın, o güzel göçmenin peşine düşmüşümdür. Nerede … Okumaya devam et SON KUŞLAR

Kim demiş Ağaçlar Okuma-Yazma Bilmez!

KİM DEMİŞ AĞAÇLAR OKUMA-YAZMA BİLMEZ DİYE Belki Bir Gün Nobel Ödülü Bile Alabilirler Bu yazı ağaçları bilmenize, tanımanıza yardımcı olarak, ciğerlerimizin yanmaması konusunda daha etkin çaba göstermenize, sorumluluk yüklenmenize katkıda bulunabilmek amacıyla kaleme alındı.. Yanan Ağaçlar mı, Ciğerlerimiz mi? Bu … Okumaya devam et Kim demiş Ağaçlar Okuma-Yazma Bilmez!

Denize kavuşamayan nehirlerimizin kaynağı ağlayan çayırlarımızdır..

“Dün gece rüyamda, sevgimizi benzettiğimiz nehrin kaynağını bulmak için, birlikte yola çıktığımızı gördüm. Yaşlı bir adam yol gösteriyordu. İlerledikçe nehir küçüldü ve küçük derelere bölündü. Aniden, çok uzaklarda, karla kaplı dağların üstünde, yaşlı adam bize yaban otlarının bittiği gölgeli ve nemli bir toprağı işaret etti. Her çim yaprağı, bir parça çiy tutuyordu ve hepsi bir süre sonra çiy damlasını, yumuşak toprağa bırakıyordu. “Bu çayır” dedi yaşlı adam; “nehrin kaynağıdır.” Sen uzandın ve ıslak çimlere dokundun. Elini kaldırdığında birkaç damla yuvarlandı ve gözyaşları gibi toprağa düştü…” Theodoros Angelopoulos (Ağlayan Çayır) “Hiçbir şey sona ermedi, ermez de… Hiçbir şey asla sona ermez…” … Okumaya devam et Denize kavuşamayan nehirlerimizin kaynağı ağlayan çayırlarımızdır..

Hatırla!

Sen “ Varım” dediğinde, önce ben sana kucak açtım ey insanoğlu… Yemek, giymek, içmek istedin… Ocağımda ne varsa sundum, yedin. Kucağımdakileri iplik iplik çekip giydin. Sana okyanuslarca su bağışladım, içtin… Dost bildiğimdin. Güvencemdin önceleri. Sen verdin, ben çoğalttım. Çoğalttım da yine sana geri verdim. Bu muydu karşılığı ey insanoğlu? Sana açtığım ovalarıma, çayırlarıma, ormanlarıma, kara bacalı, kara suratlı fabrikalar diktin. Hem beni, hem sevdiklerimi, hem de kendini zehirledin! En kıymetli dostlarını, kendi isteklerin uğruna feda ettin. Etini sütünü aldığın, yükünü taşıttığın masum yardımcılarına dirsek çevirdin. Yetmedi bana ve dostlarına yaptıkların; şimdi de kendine döndürdün öfkeni. Bir aylık bebekleri bir mermiye, … Okumaya devam et Hatırla!

Doğa’nın dilini anlamak

Çocuklarımız artık doğada fazla zaman geçirmiyor. Açık havada koşturamıyor, arkadaşlarıyla serbest oyunlar oynayamıyorlar. Günümüzde binlerce çocuğun oyundan ve doğadan mahrum bir şekilde büyümesi neşeden, yaratıcılıktan, eleştirel düşünceden yani insan olmayı değerli kılan pek çok şeyden yoksunlaşmalarına neden olmaktadır. Git gide … Okumaya devam et Doğa’nın dilini anlamak

İklim Değişikliği En Büyük Tehdit

Küresel Isınma: 2100 yılıyla birlikte dünyanın çoğu kısmı 45 santigratlık şiddetli günlük sıcaklıklarla karşı karşıya kalabilir Araştırmacılar uyarıyor, içinde bulunduğumuz yüzyılın sonunda, sera gazlarının günümüzün iki katından daha yüksek seviyeye çıkmasıyla birlikte yaz mevsimi günlük sıcaklıkları dünyanın “büyük kısmında” 45 … Okumaya devam et İklim Değişikliği En Büyük Tehdit