ANADOLU KÜLTÜRÜNDE NAR AĞACI

Kadın üretkenliğinin simgesi: Nar ağacı

Mayıs ayından itibaren kıpkırmızı açan eşsiz çiçekleriyle büyüler sizi nar, sanki başka bir alemden, masal ülkesinden gelmiştir. Sonbahara doğru kızıllaşan ve bir ana karnı gibi dolgunlaşan meyveleri yiyenlere sağlık ve mutluluk verir, çatlayan meyvelerinden kırmızı bir ışıltıyla gülümseyen taneleri sanki bir mücevherdir, bu değerli meyve onu yiyen kadınların hormonlarında değişiklikler yaratıp onları daha doğurgan kılar.

ANADOLU KÜLTÜRÜNDE NAR AĞACI / HASAN TORLAK

Bilimsel literatürde Punica granatum olarak adlandırılan, kışın yaprağını döken narın vatanı Türkiye, Batı Asya ve Akdeniz kıyılarıdır. Akdeniz’den Himalayalar’a kadar olan bölge narın vatanı sayılır. Nar, 5-6 metreye kadar boylanabilen bir çalı veya küçük ağaçtır. Bol güneşli yerler ve ılıman iklimlerde yetişir (1, 2, 3). Narın bilimsel adındaki Punica cins adı Fenike anlamına gelmekte ve onun eski zamanlarda Fenike kaynaklı olduğuna inanıldığını göstermektedir. İpek yolu ve Fenikeliler narın diğer coğrafyalara dağılmasında önemli rol oynamıştır (15). 2008 verilerine göre dünya nar üretimi 2,5 milyon tondur. Dünya nar üretiminde Hindistan 1., İran 2. ve Türkiye 3. sıradadır (11).

Mayıs-Temmuz aylarında açan nar çiçekleri, parlak kırmızı renkli, çan şeklinde ve oldukça gösterişlidir. Nar meyvesi etli yapıdadır. Dış kabuğu derimsi olan narın içerisinde çok sayıda etli tohum bulunur. Nar, ülkemizin Kuzeydoğu Anadolu yöresinde yabani olarak bulunur. Bunun dışında Anadolu’nun tüm bölgelerinde meyvesi için kültürü yapılır. Nar, kültüre alınan en eski meyve türüdür. Bu nedenle birçok ulusun kültüründe ve mitolojisinde önemli bir yere sahiptir. Nar meyvesi, sahip olduğu yüksek şeker ve antioksidanlar ile kıymetli bir yiyecektir. Birçok bölgede taze olarak tüketilen narın suyu kaynatılarak, nar ekşisi veya nar pekmezi elde edilir. Nar, meyve olarak kullanılması dışında, çok eskiden beri kullanılan bir halk ilacıdır. Özellikle nar ağacının kabukları kurt düşürücü, meyvesinin kabukları ise kabız edici olarak kullanılmıştır (4).

Hititçesi Nuurmu olan nar ağacı meyvesinden Hititler ilaç elde ediyorlardı (6). Hititler nar tanelerinin de katıldığı Zalpa ve Eşri adlı iki tür yemek de yaparlardı (7). MÖ. 1300’lere tarihlenen Uluburun batığında da nar kalıntıları bulunmuştur (5). Kibele tapımlarında nar Kibele’ye kurban olarak sunulurdu. Bu bitki döl verimliliğinin ve bitekliğin sembolüydü. Geç Hitit kenti Kargamış’ta bulunan Kubaba stelinde anatanrıça Kubaba elinde bir nar meyvesi tutarken resmedilmiştir. Nar meyvesinin anne rahmine ve plasentaya benzemesi, meyve açıldığında kırmızı renkte kana benzeyen özsuyun çıkması, doğumdaki kanamaya benzemektedir. Ülkemizin önemli antik kentlerinden biri olan Side’nin antik çağdaki anlamı “nar” dır.

Antik mitolojide nar Tanrıça Hera’ya adanmıştır (9). Eski çağlardan beri bilinen ve tüketilen nar, Eski Yunan mitolojisinde Afrodit’in de kutsal meyvesidir. Nar meyvesi, sahip olduğu çok sayıda tohum ve kırmızı rengiyle, kadının üretkenliğini ve bekaretin evlilikte kaybedilmesini sembolize eder. Antik kültürler için kadınlığı en güçlü temsil eden meyvedir. Musevi ve Hıristiyan din bilginlerine göre Adem ile Havva’nın cennetten kovulmasına neden olan meyve elma değil nardır (10). Günümüz Anadolu’sunda nar ve elmaya atfedilen kültürel değer benzer olup her iki meyve de bekaretin yitirilmesi ve döllenmeyle ilişkilendirilmektedir.

Nar, Farsça’da “ateş, kırmızı ” anlamına gelir. Gen merkezi ve yayılış yerlerinden biri de İran’dır. Eski Mısırlılar narın “Dünyanın ilk meyvesi” olduğuna inanırlardı. Yunan mitolojisinde nar Hades ile ilgili bölümde geçer. Hades, kaçırdığı Persephone’nin geri dönmesini önlemek için ona bir nar hediye eder. Persephone’nin, yediği nar tanelerinin sayısı kadar ay süresince yeraltında kalması gerekmektedir. Persephone 4 nar tanesi yemiş, bu 4 sayısı da kış aylarına denk düşmüştür. Bu süre zarfında annesi Demeter üzüntüsünden bereket dağıtmayı bırakmıştır. Persephone 12 nar tanesi yeseydi, bütün bir yıl boyunca kıtlık olurdu. Yahudi inancında nar, Kral Süleyman’ın sarayının sütunlarını süslerdi. Bu dine mensup din adamları, üzerinde nar motifli giysiler giyerlerdi.Yahudi inancında narın kutsal sayılmasının nedeni narın 613 tanesinin olduğunun düşünülmesi, Tevratın da 613 emrinin bulunmasıdır. Ancak nar meyvesinin içinde her zaman 613 tohum bulunmamakla birlikte tohum sayısı yaklaşık 600 dolayındadır (15). Nar Hıristiyanlıkta da kutsal sayılır ve fresklerde betimlenir. Kilise resimlerinde ellerinde çatlamış nar tutan Meryem Ana ve İsa tasviri, yaşamda çekilen onca acıyı ve yeniden doğuşu sembolize eder. Müslümanlıkta ise cennet meyvelerinden biri olarak kabul edilen nar, bereketi ve verimliliği sembolize eder. Ayrıca İslam inancında nar yiyen insanların kin, nefret ve düşmanlık gibi kötülüklerden uzak olacağı düşünülür (11).

Nar eski Mısır kültürünün çeşitli dönemlerinden bilinmektedir. Tevratta birçok kez bahsedilmektedir. Adem’in Havva için nar topladığı, Paris’in Afroditi bir nar ile ödüllendirdiği söylenmektedir. Narın üretkenliğin sembolü olduğu çok eski zamanlardan beri var sayılmaktadır. Nar ve çiçeği İslam ve Budizm kültüründe çeşitli sanat dallarında sık kullanılan bir motif olmuştur (3).

Anadolu’nun birçok yöresindeki düğünlerde nar parçalama töreni yapılır. Parçalanan narın tanelerini en çok yiyen genç kızın ilkönce evleneceğine inanılır. Balıkesir’in Sındırgı ilçesi köylerindeki düğün törenlerinde de bayrağın ucuna nar meyvesi takılmakta, direğe takılan ve parçalanan bu meyvenin tanelerini yiyen kızın ilkönce evleneceğine inanılmaktadır. Dolayısıyla düğünlerde nar kullanımı geleneği Akdeniz ve Ege yöresinde yaygındır. Nar meyvesi Anadolu’da binlerce yıldan bu yana doğurganlıkla ilişkilendirilir, bu kültürel uygulamaların bilimsel nedenleri de bulunmaktadır. Nar meyvesinin kadınlık hormonları üzerindeki etkisi bunun en önemli nedenlerindendir. Menopoz evresindeki kadınlarla yapılan çalışmalarda, bir hafta düzenli nar suyu alındığında, estron hormonu seviyesinin arttığı gözlenmiştir (13). Nar çekirdeklerinin östrojenik (kadın hormonu) içerik açısından zengin olması, menopoz döneminde kadınların nar meyvesini çekirdekleri ile birlikte tüketmesinin kemik erimesi dahil bazı menopoz şikayetleri üzerinde yararlı olabileceğinin ileri sürülmesine yol açmıştır (17). Narın kadınlık hormonları ve doğurganlık üzerindeki etkileri, onun binlerce yıl öncesinden doğurganlıkla ilişkilendirilmesine ve Kibele, Hera ve Afrodit gibi tanrıçalara özgülenmesine sebep olmuş olmalıdır.

Günümüz Anadolu’sunda kutsal bilinerek korunan nar ağaçları bulunmaktadır: Aydın-Kuyucak’ta bir evin bahçesindeki nar ağacının dibinde dede olduğuna inanılır. 40 yıldır mavi ve pembe ışığın ağaca indiği söylenir. Ağacın yanında aksakallı dede ve beyaz kıyafetli bayanın görünüp kaybolduğu söylenir. Bazen ağacın üzerinde 3 ışık göründüğü söylenir. Ağacın etrafı her zaman temiz tutulmakta ve ağaç kesilmemektedir. Ağacı kesenin başına kötü şeyler geleceğine inanılmaktadır. Dede bu evde doğan bütün çocukların adını rüyalara gelip koymaktadır. Genellikle salı ve perşembe günleri ağaca ışık indiği, bu esnada da etrafa öd ağacı kokuları yayıldığı söylenmektedir. Yine Aydın Kuyucak’ta bir başka evin bahçesindeki nar ağacı da kutsal sayılır. Ağacın bedeni sürekli kireçle badana yapılmakta, bunun nedeni olarak da ağacın temizliği sevdiği ifade edilmektedir. Yanında duvar istemediği için ağacın duvarları yıktığına inanılmaktadır. Ağacın, sevmediği insanları, bilhassa sarhoşları taşladığına inanılmaktadır. Ağacın narları yenmekte, ancak yöre insanı ağacı kesmekten korkmaktadır (21).

Narın kabuğu tanen ve triterpenler bakımından zengindir, çok düşük oranda alkoloid de içerir (14). Nar çekirdeği yağının şifalı özelliklerinden yararlanılır. Kabuğu ise içerdiği polifenolik maddeler dolayısıyla toz halinde değerlendirilir. Nar çekirdeğinde % 12-20 oranında sabit yağ bulunur. Nar çekirdeğindeki kimyasallar iltihapları engeller. Nar bileşikleri, tümör hücrelerinin normal dokuya saldırmasını ve metastaz ihtimalini azaltır. Nar suyu ve nar ekstresinin, içerdiği kateşinler nedeniyle, kanser tedavisinde kullanılan ilaçların etkisini arttırdığı gösterilmiştir. Nar çekirdeği yağının, sıçanlarda kolon kanseri oluşumunu ve ilerlemesini azalttığı gözlenmiştir. Düşük dozda alınan nar çekirdeği yağı, kanserden korunmada önemli rol oynayabilir. Nar suyu ve ekstresinin yanında nar tanenleri ile antosiyaninlerin kolon ve meme kanserleri yanında prostat, baş ve boyun kanserlerinde de etkili olabileceği gösterilmiştir. Nar suyunun kırmızı şarap ve yeşil çaya göre üç kat daha güçlü antioksidan etkisi bulunmaktadır. Yapılan deneylerde sıçanların mide mukozasının aspirin ve alkol toksisitesinden korunması, yeni doğmuş sıçan beynindeki oksijen azlığının önlenmesi, erkek tavşanda sertleşme sorununun önlenmesi, kolestrol ve LDL seviyesinin düşürülmesi, sistolik yüksek tansiyonun iyileştirilmesinde nar suyu etkilidir. Kalp kası bozukluğunda iyileşme, kalp rahatsızlıklarının önlenmesinde etkilidir. Nar ekstresi diş eti iltihabı olanlarda antifungal etkiye sahiptir. Dişeti iltihabında nar meyve kabuğu ekstresinin iltihabın iyileşmesini sağladığı gözlenmiştir. Damar sertliğine bağlı damar daralması olanlarda nar suyunun sistolik kan basıncında azalmaya sebep olduğu tespit edilmiştir. Nar meyvesinde bulunan bazı kimyasallar, başka bitkilerde bulunmamıştır. Bu nedenle nar, özel bir meyvedir (10). Binlerce yıldan beri nardan ilaçlar yapılır: Barsak solucanları ve tenyaların düşürülmesinde nar alkoloidi kullanılır. Nar iyi bir damar büzücü olduğundan kanamaları durdurucu olarak dahilen ve haricen kullanılır. Nar bitkisinin tüm kısımları antiviral ve antibakteriyel özelliklere sahiptir. Bu yüzden eskiden nar kolik ve dizanteri tedavisinde kullanılıyordu.Yeni bilimsel araştırmalarda nar suyunun prostat kanserinde, şekerde, lenfomada, soğuk algınlığında tedavi edici olduğu tespit edilmiştir (11).

Roma dönemi hekimi Anavarzalı Dioskorides nar suyunun balla karıştırılarak ağızdaki yaralara, mide ülserine ve kulak ağrılarına karşı kullanıldığını belirtmektedir. Adana’nın Anavarza antik kenti dolayında nar ekşisi kan şekerini düşürmek amacıyla kullanılmaktadır (13). Hatay’ın Yayladağı ilçesinin Kışlak beldesinde nar, bağırsak parazitlerinin yok edilmesinde kullanılmaktadır (8). Aydın (Koçarlı) dolayında nar çiçeklerinden hazırlanan karışım içilerek vücut direncini artırmak amacıyla, tohumların etli kısımları dahilen çocuklar için vücut direncini artırmak amacıyla kullanılır. Kayseri dolayında nar ekşisi, dahilen şeker hastalığının tedavisinde (kan şekerini düşürücü olarak) kullanılır. Trabzon dolayında bitkinin köklerinden hazırlanan sulu karışım dahilen böbrek taşlarını düşürmek amacıyla; Balıkesir dolayında yapraklarından hazırlanan sulu karışım bir gece dışarıda bekletilip tülbentten süzüldükten sonra içilerek insan ve hayvan ishaline karşı kullanılır (16). Balıkesir’in Kapıdağ yarımadasında nar çiçekleri tansiyon düzenleyici olarak kullanılmaktadır (19). Narın kurutulmuş kök, gövde kabuklarından elde edilen öz Munzur dağları dolayında tenya düşürücü olarak kullanılır (20). Görüleceği üzere Anadolu insanı çeşitli hastalıklarının sağaltımında nardan medet ummakta, nar bitkisinden aynı zamanda halk ilaçları da üretmektedir. Biz yine de bu uygulamaların bir doktor gözetimi ve tavsiyesi çerçevesinde yapılması gerektiğini hatırlatalım.

Nar bitkisinin meyve, meyve kabuğu ve dal/kök kabukları farklı içeriklere sahip olduğu için farklı kullanımları bulunmaktadır. Meyve suyu, yüksek antosiyanin türevi içeriğine bağlı olarak kuvvetli antioksidan etkili ve özellikle kalp ve dolaşım sistemi işlevleri üzerinde etkindir. Meyvelerinin kabukları ise gallotanen tipi bileşikler bakımından zengindir. Yapılan bilimsel çalışmalar bu bileşiklerin bağırsak ve boğaz enfeksiyonlarına yol açan mikroorganizmalar üzerinde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle nar meyvesi kabukları bağırsaklarda hem ishale yol açan mikroorganizma üzerinde etkisini göstermekte, hem de büzücü etkisine bağlı olarak ishalin tedavisine yardımcı olmaktadır. Gargara şeklinde uygulandığında ise boğaz enfeksiyonunun tedavisinde yararlı olmaktadır. Nar ağacının dal ve kök kabukları ise çok daha farklı kullanıma sahiptir. Bu organların taşıdığı alkoloidler ve yüksek oranda tanenler nedeniyle tüketilmeleri mümkün değildir. Tedavide sadece tenya düşürücü olarak kullanılır. Taze sıkılmış veya fermente edilmiş nar suyunun antioksidan etkisinin yüksek olduğu bilimsel olarak ortaya konulmuştur. Esasında antioksidan etki hem nar meyvesinin kabukları hem nar suyu hem de çekirdekleri için söz konusudur. Nar suyunun bu etkilerinde, ona kırmızı rengini veren bileşenlerinin rolü büyüktür. Ancak meyve kabuklarının antioksidan etkisi meyve suyundan çok daha fazladır. Zaten halk arasında kurutulmuş nar meyvesinin kabukları ishallerde çay gibi demlenip içilmektedir. Ancak sakın ola ki meyve kabuğunu yemeye kalkmayın. Zira taşıdığı bazı maddeler nedeniyle kabuğun fazla miktarda tüketilmemesi gerekir. Nar suyu damar sertliği riskini azaltıcıdır. Yüksek tansiyonlu (sigara içmeyen) hastalara nar suyu verilmesi enfarktüs riskini azaltmaktadır. Yüksek tansiyonda da % 5 oranında azalma sağlar. Koroner kalp rahatsızlığı olanlar üzerinde nar suyu ile yapılan denemede, kalp hastalarında strese bağlı etkenlerin azaltılabildiği görülmüştür. Yapılan son çalışmada, diyabetli hastalarda nar suyunun damar sertliği riskinin azaltılmasında önemli katkı sağladığı görülmüştür. Konjuge linoleik asit bakımından zengin olan nar çekirdekleri (tohumları) deney hayvanlarında kolon kanseri ve damar sertliği riskini azaltmış ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu yararlarının bulunduğu gösterilmiştir (17).

Mücevherleri andıran nar meyvesi, kalp hastalığını ve bazı kanser türlerini önlemeye yardımcı olduğu düşünülen antioksidan oranı zengin taneleriyle ünlüdür. Ama sağlık açısından en umut veren yararı, yenmeyen kabuğunda bulunuyor olabilir. Londra’daki Kingston Üniversitesinden bir grup araştırmacı, nar kabuğu özü, bakır tuzları ve C vitamininden oluşan bir karışımın bazı yaygın hastane enfeksiyonlarına neden olan bakterilerin büyümesini ciddi oranda azaltabildiğini belirlemiştir. Araştırmacılar, bu karışımın ciddi cilt, kan ve yumuşak doku enfeksiyonlarına neden olabilen Staphylococcus aureus (MRSA) bakterisine karşı yeni bir silah olabileceğini söylemektedir. MRSA’ya karşı kullanılan antibiyotikler onun daha da dirençli olmasına yol açmıştır. Nar kabuğunda bulunan ve meyvenin etini zararlı bakterilerden koruyan yüksek orandaki antimikrobiyal maddeler aynı şeyi insanlarda da yapabilir. Kabuktan elde edilebilecek merhem kesik, çizik veya ameliyat yaraları için kullanılabilir. Doğru yolu bulmak için tabiata baktığımız için bu merhemin ciddi bir yan etkisinin olmayacağı düşünülmektedir (18).

Nar, ülkemizde en önemli boya bitkilerinden biridir. Narın kökünden, gövdesinden, çiçeğinden ve meyvesinden farklı renkler elde etmek mümkündür. Nar çiçeklerinden ve olmamış meyvelerinin kabuğundan parlak kırmızı renk elde edilir. Bu boya ile kumaş ve iplikler boyanabilmektedir (11). Kırmızı boya, Neolitik çağda “koruyucu” olarak algılanırdı. Boyaların insan psikolojisine etkisini inceleyenler, kırmızı rengin kalp hızını ve metabolizmayı arttırdığını, soluğu kestiğini, parlak ve açık tonları sevgiyi, cinselliği, tutkuyu ve aşkı uyandırırken, koyu kırmızının erotik duyguları harekete geçirdiğini, pembe ve tonlarının romantizmi, kadınsılığı, edilgenliği çağrıştırdığını tespit etmişlerdir (12). Dolayısıyla nardan elde edilen, erotizm ve kadınsılığı çağrıştıran kırmızı renk de bu ağacı Anadolu’nun doğurgan ve aşkla ilgili tanrıçalarına bağlamaktadır. Narın meyvesinin kuru kabuklarından da kuvvetli ve güzel bir sarı renk elde edilir. Orta Asya’da nar, derilerin sarı renge boyanmasında kullanılmaktadır. Nar kökünün kabuklarından ise çok koyu bir siyah renk elde edilmektedir. Bu siyah renk, narın mitolojideki yer altı tanrısı Hades ile ilişkisinin nedeni olabilir. Bu siyah boya Ortaçağ’da mürekkep olarak kullanılıyordu. Manavdan alacağınız soyulmuş nar kabuklarını bir bardak sirke içerisinde bir hafta bekleterek çok kaliteli bir mürekkep elde edebilirsiniz. Ayrıca narın kabukları ve çiçeklerinden koyu sarı, kahverengi ve siyaha benzer renkler elde edilir. Dolayısıyla bahçedeki narlardan birçok rengi doğal olarak elde edebiliriz (11).

Narın odununun çok dayanıklı olması, özellikle suya olan dayanıklılığı ondan eskiden beri birçok tarım aletinin yapılmasına neden olmuştur. Hindistan ve Arap ülkelerinde haşlanmış nar yaprakları yemek olarak tüketilir. (11). Nar tohumları ayrıca Türkiye dışındaki doğu ülkelerinde baharat olarak kullanılır (15). Yüzyıllardır bilinen ve kullanılan narın, ülkemiz koşullarında iyi yetişiyor olmasını ekonomik avantaja dönüştürmek için, narın meyve olarak satılması yerine, nar ürünlerinin üretilmesi ve pazarlanması gerekir. Bunun için de konuyla ilgilenen kuruluşların teşvik edilmesi ve çoğalmasında yarar bulunmaktadır (10).

Mayıs ayından itibaren kıpkırmızı açan eşsiz çiçekleriyle büyüler sizi nar, sanki başka bir alemden, masal ülkesinden gelmiştir o. Sonbahara doğru kızıllaşan ve bir ana karnı gibi dolgunlaşan meyveleri yiyenlere sağlık ve mutluluk verir, çatlayan meyvelerinden kırmızı bir ışıltıyla gülümseyen taneleri sanki bir mücevherdir, bu değerli meyve onu yiyen kadınların hormonlarında değişiklikler yaratıp onları daha doğurgan kılar. Bu topraklardan kök alan narlarımız Anadolu insanına besin ve sağlık dağıtmalarının yanı sıra görsel özellikleri, boya kaynağı olmaları ve insan metabolizmasında oluşturduğu değişikliklerle onun kültür ve inancının da temellerini atarlar.

Kaynakça:

1- Ersin Yücel; Ağaçlar ve Çalılar, Eskişehir, 2005
2- Necati Güvenç Mamıkoğlu, Türkiye’nin Ağaçları ve Çalıları, NTV Yayınları, İstanbul, 2007
3- Recep Karadağ; Doğal Boyamacılık, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayını, Ankara, 2007
4- Cenk Durmuşkahya, “Şifalı Meyveler”, Seninle Dergisi, Mayıs 2011 Sayısı Eki
5- Artun Ünsal; Ölmez Ağacın Peşinde, Türkiye’de Zeytin ve Zeytinyağı, YKY yayınları, 2008
6- Turhan Baytop; “Türkiye’de Tıbbi ve Kokulu Bitkilerin Kullanılışına Tarihsel Bir Bakış, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bülteni, Temmuz 1994, sayı:10
7- Asuman Albayrak, Ülkü. M. Solak, Ahmet Uhri; Hitit Mutfağı, Metro Kültür Yayınları, İstanbul, 2008
8- Mustafa Keskin, Kerim Alpınar; “Kışlak (Yayladağı-Hatay) Hakkında Etnobotanik Bir Araştırma, Ot Dergisi, 2002/2, s.91
9- Deniz Gezgin; Bitki Mitosları, Sel Yayıncılık, İstanbul, 2007
10- K. Hüsnü Can Başer; “Nar”, Bağbahçe Dergisi, Temmuz-Ağustos sayısı, 2011
11- Cenk Durmuşkahya; “Dünyanın İlk Meyvesi, Nar”; Tübitak Bilim ve Teknoloji Dergisi, Ekim 2008 sayısı
12- Prof. Dr. Selçuk Candansayar “Renklerin Duygusu”, NTV Bilim Dergisi, Sayı: 27, Mayıs, 2011
13- Özgür Kıran; Kozan Yöresi Florasındaki Tıbbi Bitkiler ve Bunların Halk Tıbbında Kullanılışı, Yüksek Lisans Tezi, ÇU Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı, Adana, 2006
14- Serap Çağ, “Nar”, Bağbahçe Dergisi, sayı 20, 2008
15- Cenk Durmuşkahya; Baharat Atlası, Atlas Dergisi eki, 2009
16- Ertan Tuzlacı, Şifa Niyetine; Türkiye’nin Bitkisel Halk İlaçları, Alfa Yayınları, İstanbul,2006
17- Erdem Yeşilada; “Şimdi Nar Zamanı” Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji Dergisi, İlginç Sorular Bölümü, 03/12/2010
18- Cara Birnbaum; Sağlık köşesi, National Geographic, Temmuz, 2010
19- İsmet Uysal, Sinan Onar, Ersin Karabacak, Sezgin Çelik; “Kapıdağ Yarımadasının Etnobotanik Özellikleri”,Biodicon, 3/3, 2010
20- Şinasi Yıldırımlı; “Munzur Dağlarının Tıbbi ve Endüstriyel Bitkileri” Fırat Havzası tıbbi ve Endüstriyel Bitkiler Sempozyumu, 6-8 Ekim 1986, Fırat Üniversitesi Yayını, Elazığ, 1991
21- Pervin Ergun; Türk Kültüründe Ağaç Kültü, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2004
22- “Anadolu Kültüründe Nar Ağacı”, Yolculuk Dergisi, Kamilkoç Yayını, Aralık, 2011

Metin ©Hasan Torlak – Ressam ©Canan Berber – Fotoğraflar yaprakayse

Yazı ve görseller sahiplerinin izni ile paylaşılmaktadır. İsimsiz ve izinsiz alıntılamayınız!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s